Fırsatlar Önümüzde, Bizi Bekliyor…
Fırsatlar Önümüzde, Bizi Bekliyor…
Fırsatlar yakalandıkça çoğalır.
Sun Tzu
ÖMER AKŞAHAN
Bugün deve dikeninden söz etmek istiyorum. Bu bitkinin ne olduğunu birçoğumuz biliriz. Başlığa bakıp da fırsatlarla devedikeni arasında bağ kuramadıysanız, üzülmeyin, ben de kurma heveslisi değilim. Peki, hadi bu girişi anladık, okuru şaşırtma adına yapıyorsunuz, dediğinizi duyar gibiyim, evet, okur daima haklıdır!
Deve dikeni benim için bir simge; mor, beyaz renkli taç yaprağının cazibesiyle bize kendini kolayca cezp eder. Ayrıca fotoğrafçıların favori objelerinin de başında gelir. Bakmayın siz gülün çalımını, endamını, deve dikenindeki çekicilik bir çok çiçekte kolay bulunmaz. Hatta bu çiçeği hastalık derecesinde sevenler de var. Bu bir simge benim için, nasıl mı? Söyleyeyim, devedikeni hayatımızda karşılaştığımız hatta önümüze geliveren bir fırsat gibidir. Çünkü devedikeni fırsatlar gibi kendini kolay ele vermez; yaklaştığınızda ise onu nasıl tutacağınızı bilmezseniz sizi kolayca savuşturur.
Fırsat aynı zamanda kelebeğe de benzer. Her fırsat görebilenler için kelebek gibi ardından koşturtur. Yakalayabilirsek yeni fırsatlar kapısını aralar. Kendi yaşantıma dönüp baktığımda, fırsatların karşıma çıktığını anladığımda üzerlerine gittim. Peşini uzun zaman bırakmadığım oldu. Bunların başında yurtdışında öğretmenlik fırsatı vardı ki, aynen devedikeni gibi kendini kolayca ele vermedi. Ancak üçüncü denemede yakalayabildim.
Kimileri de fırsatı, kuyruklu yıldıza benzetir. Eskiler “teşbihte hata olmaz” derler. Doğrudur. Hangi konuda olursa olsun, yaptığımız benzetmeler, kendimizin ona hangi pencereden baktığımızı gösterir. Fırsat da, önüne geldiği kişinin bakışına –doğrusu onun ruh durumuna göre- şekil ve renkte görünür. Bana göre fırsat olan bir şey, kimilerine göre kolayca es geçilebilir. Oysa ben, o fırsatı yakalamak için yıllarca beklemişimdir.
Fırsat, suya salınan olta gibidir. Oltanın titreşimlerinden iyi anlayan biri için balığı yakalamak ne denli kolaysa, fırsatı da değerlendirmek o denli kolaydır. Ancak herkesin olta atacağı bir su yoksa, orda fırsat yok mudur?
Fırsat, kişinin yaşadığı ortama kolayca ayak uydurur. Bukalemuna benzetebiliriz. Kayada size görünebilir, ağacın gövdesinde, dalında velhasıl yaşamın her anında fırsat hep bizimledir. Gören göz için o, her zaman yakınımızda, onu kucaklamamızı bekler.
Fırsat, akarsuda karşı kıyıya fırlatmayı düşlediğimiz kaydırak taştır. Ancak onu karşıya ulaştırmak onu ne kadar istediğimize bağlıdır. Fırsatın sizinle olması için yeter ki, suya taş fırlatmayı sürdürün; o, bir gün karşı kıyıda mutlaka sizi bekleyecektir!
Foto:http://www.blogcu.com/yansimalar

Konu: konuyu kavramak...
devedikenini gören bir göz önüne gelen fırsatı da görür...o yetenek onda vardır...
yorumunuz için teşekkür ederim...
Bağlantı »
Konu: ...
enteresan bir yazı olmus. devedikenleri ile fırsatları benzestirmen sanırım senin olaylara cok genis bir acıdan bakabilmenle ilgili...yazıda kavramam ve görmem gereken yerleri belki tam olarak anlayamadım ama yazının özünü kavradım sanıyorum. fırsatları yakalamak cesaret ve görmeyle ilgili..aynı benim onca cicegin arasından devedikenini görmem gibi....
yansımalar
Bağlantı »